Sultanahmet, İstanbul Havalimanı'na inen kültür gezginlerinin bir numaralı hedefidir: Ayasofya, Sultanahmet Camii ve Topkapı Sarayı'nın toplandığı tarihî yarımadaya yolculuk yaklaşık 45 kilometredir. Araç ya Haliç kıyısından ya da sahil yolu Kennedy Caddesi üzerinden yarımadaya girer; gece 40-50 dakika süren yol, gündüz yoğunlukta 100 dakikayı bulabilir. Dar sokaklı bu bölgede kapıya bırakan bir sürücü işinizi çok kolaylaştırır.






Sultanahmet Meydanı'nın çevresinde Ayasofya, Sultanahmet Camii, Yerebatan Sarnıcı ve eski Hipodrom alanı birbirine yürüme mesafesindedir; Topkapı Sarayı ile Gülhane Parkı hemen kuzeydedir. Butik oteller ağırlıklı olarak Cankurtaran, Küçük Ayasofya ve Binbirdirek mahallelerinin dar sokaklarına dağılmıştır ve çoğuna araçla yaklaşım tek yönlü sokaklardan planlanır.
Kapalıçarşı ve Divanyolu tramvay hattı da meydana birkaç dakika uzaklıktadır; ilk gün için otele yerleşip her yere yürümek en pratik senaryodur.
Sürücüler genellikle iki güzergâhtan birini seçer: Hasdal bağlantısıyla inip Haliç kıyısından Unkapanı ve Eminönü üzerinden meydana ulaşmak ya da TEM/O-3 ve Basın Ekspres bağlantısıyla sahildeki D100-Kennedy Caddesi'ne inip Yenikapı ve Kumkapı üzerinden Cankurtaran'a girmek. Saatine göre hangisinin akıcı olduğuna sürücü karar verir.
Gece 40-50 dakikada varılır; gündüz ortalama 60-80 dakika, hafta içi zirve saatlerde 70-100 dakika hesaplamak gerçekçidir. Eminönü çevresi cuma öğlenleri ve hafta sonu öğleden sonraları ayrıca yoğundur.
Bölgedeki birçok butik otelin kapısına araç girişi kısıtlı olabilir; sürücü aracın durabildiği en yakın noktaya yanaşır ve bavullarınızla otele kadar eşlik eder. Müze ve cami ziyaretleri için sabah erken varış planlıyorsanız, uçuş sonrası doğrudan otele bagaj bırakıp yürüyerek güne başlamak en verimli akıştır. Dönüş yolculuğunda, özellikle akşamüstü kalkışlarda, sahil yolundaki yoğunluk için ek 30 dakika pay bırakın.
Raylı sistemle Sultanahmet'e ulaşmak birkaç aktarma gerektirir: M11 ile Gayrettepe'ye, oradan M2 ile Vezneciler'e inip yaklaşık 15 dakika yürümek ya da tramvaya geçmek gerekir; bavullu bir yolcu için toplam süre çoğunlukla 90 dakikayı aşar. Havaist'in tarihî yarımada yönündeki seferleri de sizi meydanın kendisine değil ana duraklara bırakır. Özel transfer ise tek araçta, aktarmasız ve sabit fiyatla otelinizin sokağına kadar gelir; ailece ya da yüklü bagajla seyahatte fark belirgindir.
Meydan çevresi o kadar kompakttır ki Ayasofya, Sultanahmet Camii ve Yerebatan Sarnıcı üçgeni yarım güne sığar; Topkapı Sarayı ile Harem bölümü için ayrı bir yarım gün ayırmak gerekir. Kuyruklar sabah ilk saatlerde en kısadır ve yaz aylarında öğle sıcağı açık alanlardaki Hipodrom turunu zorlaştırır; erken başlayan kazanır.
Cami ziyaretlerinde namaz vakitlerinde kısa kapanma pencereleri olur ve omuzları ile dizleri örten kıyafet beklenir; girişlerde örtü bulunur ama kendi şalınızı taşımak pratiktir. Divanyolu'ndan geçen T1 tramvayı sizi birkaç durakta Kapalıçarşı'nın Beyazıt kapısına ve Eminönü rıhtımına ulaştırır; Gülhane Parkı ise iki müze arasında nefes almak için en yakın yeşil alandır.
Akşam saatlerinde yarımada erken sakinleşir: restoranlar turist ritmiyle çalışır, sokaklar gece yarısından önce boşalır ve bu sessizlik, sabah müzeleri açılışta yakalamak isteyenler için bir avantaja dönüşür. Konum da tarafınızdadır: Sirkeci'deki Marmaray istasyonundan Asya yakasına dakikalar içinde geçebilir, Eminönü iskelelerinden Boğaz vapurlarına binebilirsiniz. Hediyelik alışverişi için Arasta Çarşısı meydanın hemen arkasındadır; Kapalıçarşı'nın kalabalığına girmeden, valize sığacak parçalar için sakin ve pratik bir duraktır. Yarımada içinde mesafeler kısa olduğundan gün planınızı saatle değil sırayla kurun; sabah müze, öğle çarşı, akşamüstü sahil yürüyüşü düzeni çoğu ziyaretçi için en verimli akıştır ve sizi hem kuyruklardan hem öğle sıcağından kurtarır.