Sultanahmet; Ayasofya, Sultanahmet Camii ve Topkapı Sarayı'nın toplandığı tarihî yarımadanın kalbidir ve Sabiha Gökçen'den yaklaşık 45-50 kilometre uzaklıktadır. Avrasya Tüneli bu rota için adeta biçilmiş kaftandır: tünelin Avrupa yakasındaki çıkışı sahil yoluna, oradan da eski şehre birkaç dakika içinde bağlanır. Sakin saatlerde 45-70 dakikalık yolculuk, yoğun trafikte iki saate kadar yaklaşabilir.






Sultanahmet, İstanbul'un turistik çekirdeğidir: Ayasofya ile Sultanahmet Camii aynı meydana bakar, Yerebatan Sarnıcı ve Hipodrom birkaç adım ötededir, Kapalıçarşı'ya yürüyerek ulaşılır. Buradaki oteller çoğunlukla Cankurtaran, Küçük Ayasofya ve Binbirdirek gibi mahallelerin dar, tarihi sokaklarına serpilmiştir. Konaklama seçenekleri restore edilmiş ahşap konaklardan çatısında Marmara manzarası sunan küçük butik işletmelere kadar uzanır; hangisini seçerseniz seçin ana eserlere yürüme mesafesi neredeyse hiç değişmez.
Bu doku güzeldir ama araç trafiği için zorlayıcıdır: bazı sokaklar tek şeritli, bazıları belirli saatlerde kısıtlıdır. Sürücülerimiz bölgeyi yakından tanır ve otelinize aracın ulaşabildiği en yakın noktaya kadar gelir; kalan mesafe genellikle taş döşeli kısa ve keyifli bir yürüyüştür.
Havalimanından batıya D100/E-5 üzerinden ilerleyen araç, Göztepe'de Avrasya Tüneli'ne iner ve Marmara'nın altından geçerek Kazlıçeşme'de yüzeye çıkar. Buradan Kennedy Caddesi sahil yolu, tarihî yarımadanın eteklerini izleyerek sizi doğrudan Sultanahmet yaklaşımına taşır; köprü rotalarının aksine şehir merkezinin içinden geçilmez.
Süre beklentisi: gece ve erken sabah 45-70 dakika; hafta içi sabah ve akşam zirvelerinde 75-120 dakika. Cuma akşamları ile yağmurlu günlerde üst bandı esas almak sağlıklıdır. Sahil yolunun avantajı yalnızca hız değildir: Marmara kıyısı ve surlar boyunca ilerleyen bu son bölüm, şehre girişinizi kendiliğinden küçük bir turistik tura çevirir.
Toplu taşıma tarafında en makul zincir şudur: M4 metrosuyla Ayrılıkçeşme'ye, oradan Marmaray'a geçip Boğaz'ın altından Sirkeci'ye ulaşmak; Sirkeci'den Sultanahmet meydanına yürüyüş ya da kısa bir tramvay yolculuğu kalır. Çalışan bir rotadır, ancak iki aktarma ve istasyon merdivenleri valizli yolcular için ciddi efordur.
Havalimanı otobüsleri Sultanahmet'e doğrudan sefer yapmaz; Taksim veya Kadıköy'e inip devam etmek gerekir. Takside ise ücret sayaca ve trafiğe bağlıdır. Özel transfer bu tabloda tek aktarmasız seçenek olarak kalır ve tünel geçişi dahil sabit fiyatla çalışır.
Sultanahmet'in güzelliği, valizler otele bırakıldıktan sonra araca bir daha ihtiyaç duymamanızdır. Ana eserlerin tamamı birbirine yürüme mesafesindedir; meydandan Kapalıçarşı'ya tırmanış on-on beş dakikayı geçmez. Daha uzak noktalara T1 tramvayı yetişir: Sultanahmet durağından batıya Beyazıt ve Aksaray'a, doğuya Gülhane, Sirkeci ve Eminönü'ne kesintisiz ulaşırsınız.
Eminönü iskelesi ise yarımadanın denize açılan kapısıdır; Boğaz turları ve karşı kıyı vapurları buradan kalkar. Kısacası bu rotada transfer hizmetini genellikle iki kez kullanırsınız: gelişte ve havalimanına dönüşte. Aradaki günler tamamen yürüyerek ve raylı sistemle planlanabilir. Yürüyüş rotalarınıza Gülhane Parkı'nı da ekleyin; Topkapı surlarının gölgesindeki bu park, öğle sıcağında meydan kalabalığından kaçmak için yarımadanın en serin köşesidir.
Rezervasyonda otelinizin adını mutlaka yazın: Sultanahmet'te iki oteli birbirinden ayıran şey çoğu zaman tek yönlü daracık bir sokaktır ve doğru yaklaşım planı varışta dakikalar kazandırır. Otel yaya bölgesindeyse sürücü valizlerinizle en yakın noktaya kadar eşlik eder.
Erken saatte indiyseniz odanız henüz hazır olmayabilir; çoğu otel bagajınızı emanete alır. Bu durumda güne meydandan başlamak iyi bir plandır çünkü Ayasofya çevresi sabah erken saatlerde en sakin hâlindedir.
Son bir hatırlatma: cami ziyaretlerinde namaz vakitlerine denk gelen kısa kapanışlar olabilir; günün planını yaparken bu aralıkları esnek bırakmak hayal kırıklığını önler.